Olağandışı Bir Erken Neolitik Buluntu Yeri: Göbeklitepe

Kazılara başlanmadan önce Göbekli Tepe’nin havadan görünümü (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto O. Durgut).
Kazılara başlanmadan önce Göbekli Tepe’nin havadan görünümü (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto O. Durgut).

Göbeklitepe ilk kez 1963’te Chicago ve İstanbul Üniversiteleri’nin ortaklaşa yürüttükleri bir araştırma projesi kapsamında yapılan yüzey araştırmaları sırasında arkeolojik buluntu yeri olarak saptanmıştır.

Söz konusu araştırmalar konusunda yayınladığı raporunda Peter Benedict (1980) buluntu yerini eteklerinde sayısız çakmak taşı alet gözlemlenen kızıl toprak tümseklerinden oluşan çukurluklar kompleksi biçiminde tanımlamıştır.

Buluntu yerinin yakınında iki küçük mezarlığın varlığı da belirtilmiştir. Yüzey araştırması ekibinin edindiği izlenim kazı çalışmalarının başlamasından önce çekilmiş olan hava fotoğrafları yoluyla rahatça göz önünde canlandırılabilmektedir.

Kazılara başlanmadan önce Göbekli Tepe’nin havadan görünümü (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto O. Durgut).
Kazılara başlanmadan önce Göbekli Tepe’nin havadan görünümü (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto O. Durgut).

Gerçekten de Göbekli Tepe 15 m’ye varan yüksekliğe ve yaklaşık 300 m çapına sahip kızıl-kahve bir tepe olarak Germuş Dağları’nın zirvesinde görülen bir nokta halinde dikkati çekmektedir. Günümüzde de Göbekli Tepe çevredeki kireçtaşı platoda herhangi bir tortul (sediman) örtüsü olmaksızın doğrudan gözle ayırdedilebilmektedir.

Buluntu yerinin önemi yüzey araştırmaları sırasında hemen anlaşılamamıştır, bu durumun bir nedeni de başka bir bakış açısına olanak tanımayan müslüman mezarlarında aranabilir.

Neolitik Dönem’e tarihlenen Nevalı Çori yerleşmesinde Heidelberg Üniversitesi Tarihöncesi Arkeoloji Enstitüsü adına Harald Hauptmann yönetiminde 1983’ten 1991 yılına dek kazılar sürdürülmüştür. Böylece ilk kez bir Akeramik Neolitik yerleşmede T biçimli dikmeler ve kireç taşından büyük heykeller bulunmuştur (bkz. Ör. Hauptmann 1993; 1999).

1994’de Atatürk Barajı’nın su tutmasıyla Nevali Çori sular altında kalıp kazılar sona erdiğinde baştan beri buradaki çalışmalara katılan Klaus Schmidt arkeoloji literatüründe adı geçen tüm bölge buluntu yerlerine gitmiş ve dikmeli mimari ile büyük heykellerin çıkabileceği başka yerleşmelerin olup olmadığını araştırmıştır.

Nevali Çori’de edindiği deneyimlerden yararlanan Klaus Schmidt 1963’deki yüzey araştırmalarında mezar taşı olarak yorumlanan taşların Neolitik mimari parçaları ve T biçimli dikmeler olduğunu fark etmiştir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*