Kayıp Medeniyet: Göbeklitepe

Göbeklitepe
Göbeklitepe

Orta doğuda çok eski bir tapınak bulundu. Mısır piramitlerinden binlerce yıl önce yapılmış. Tarihi mezopotamya, minos ve maya gibi medeniyetlerin bile çok öncesine uzanıyor. İnsanlık henüz taş devrini yaşarken inşa edilmiş. Peki ama kimler tarafından ve neden?

Birileri bu gizemi çözmek adına zamanda 12.000 yıl geriye yolculuk ediyor. Buz devrinin sona erdiği, insanın çömlek, yazı ve tekerlekle henüz tanışmadığı zamanlara.

Kayıp Medeniyet: Göbeklitepe

İnsan milyonlarca yıl boyunca yavaş yavaş evrimleşti. Önceleri avlanıp yiyecek toplayarak yaşıyordu, ama yaklaşık 12.000 yıl önce olağanüstü bir şeyler oldu. İnsanların evrim süreci katlanarak hızlandı ve izafi olarak çok kısa bir zaman diliminde taş devrinden ay yürüyüşlerine geçtik. Peki gelişimi bu kadar hızlandıran neydi?

Dr. Jeff Rose, erken insanlık tarihi uzmanı, yıllarını kültürel evrenimizdeki gizemli dönüm noktalarını araştırmaya adamış biri ve şimdi dudak uçuklatan arkeolojik bir keşif üzerinde çalışmak ve taş devrinden günümüze ulaşan o devasa adımın neden ve nasıl atıldığı sorusuna Türkiye’de cevap aradı.

Dr. Jeff Rose: “Ayda yürümek insan oğlunun attığı en büyük adım değil, asıl büyük olan tarlaları ekip biçmeyi ve kendi yiyeceğimizi üretmeyi öğrenmiş olmamız.” dedi.

Teoriye göre tarım yerleşik hayata geçmemize, dini öğretiler geliştirmemize ve tapınaklar inşa etmemize imkan tanıdı. Küçük yerleşimler şehirleri, şehirlerse güçlü medeniyetleri oluşturdu. Artık her öğün için avlanmak ya da yiyecek toplamak zorunda olmadığımızdan düşünmek, icat etmek ve taş devrini gerilerde bırakacak ölçüde gelişmek için vaktimiz vardı. En azından bugüne dek teori böyleydi, fakat Türkiye’de keşfedilen olağanüstü bir şey kültürel evrim tarihimizde yep yeni bir sayfa açtı.

Türkiye, Avrupa ve Asya arasında köprü oluşturan çok eski bir coğrafya. Bereketli hilal adıyla bilinen ve Mısır, İsrail, Suriye ve Irak’ı içine alan kuşağın bir parçasını oluşturuyor. İnsanoğlunun ilk kez yerleşik hayata geçtiği bu yeşil kuşakta 5.000 yıl önce dünyanın ilk medeniyetleri kuruldu ve işte burası o keşfe ev sahipliği yapan yer, yani Göbeklitepe. Yöre halkı Göbeklitepe’nin kutsallığına inanıyor ve hiçte haksız sayılmazlar.

Profesör Klaus Schmidt, alanında ünlü bir alman arkeolog, 1995’te bu tepenin altında çok büyük bir şey keşfetti ve o zamandan beri bölgede kazı yapıyor. Profesörün tepenin altında bulduğu şey bir dizi devasa taş sütundu ve üzerlerine tuhaf oymalar nakşedilmişti.

Göbeklitepe’nin Toplam Alanı

Yapının yalnızca küçük bir kısmının gün ışığına çıkarıldığını bilen profesör gerçek boyutlarını anlayabilmek için yer altı radarının kullanıldığı bir etüt çalışmasına başkanlık etti. Bu kapsamlı araştırma yaklaşık 90.000 m2’lik bir alanda gerçekleştirildi, bu da neredeyse 20 futbol sahasına eş değer bir yüzölçümü. Radar, toprağa nüfuz eden radyo dalgaları gönderiyor ve bu dalgalar derinlerdeki bir objeye çarptıklarında geri dönüyorlar. Yansıyan sinyallerdeki değişkenler sayesinde toprak altındaki objenin görüntüsü ortaya çıkıyor. Profesör Schmidt’in bölgenin toplam alanı hakkında gerçeğe yakın bir tahminde bulunmasını mümkün kılan şeyde buydu.

Göbeklitepe
Göbeklitepe

Schmidt ve ekibi, çok büyük bir titizlik ve sabırla devasa boyutlarda 4 taş çemberi gün ışığına çıkarmayı başardı. Her bir çember T şeklinde büyük sütunlarla ayrılmış yüksek taş duvarlardan oluşuyordu ve ortalarında 5,5 metre yüksekliğinde iki dikili taş bulunuyordu. Bugüne dek böyle bir yapıya rastlanmamıştı, acaba hangi amaçla yapılmışlardı.

Göbeklitepe’nin Sırrı Nedir?

Profesör Schmidt, Türkiye’deki diğer tarih öncesi yerleşimlerde de kapsamlı olarak çalışmalar yürütmüş biri ve taş devri yapılarına oldukça aşina ama Göbeklitepe’deki yapıların diğerlerine hiç benzemediğini düşünüyor. Belki de yapılış amaçlarının sırrı taş sütunların üzerine oyulmuş çarpıcı figürlerde yatıyordur.

T biçimli sütunlar Göbeklitepe’nin sırrına dair kışkırtıcı ipuçları sunuyor. Üzerlerinde bulunan işaretler onların sıradan birer dikili taş olmadıklarını gösteriyor.  Göbeklitepe’de bulunan sütunlar üzerinde el ve kemer nakşedilmiş, bu durum sütunların insanları temsil ettiğini düşündürüyor ancak sütunlarda yüz motifi bulunmuyor. Profesör Schmidt, “Belkide insanlık tarihinde resmedilmiş ilk tanrılardır” diyor.

Eğer ortada abidevi bir yapının üzerine nakşedilmiş tanrı figürleri varsa, birçok arkeolog oranın bir tür tapınak olmasına yorar. Yani Göbeklitepe, dünyanın en eski tapınağı ve 11.500 yıllık geçmişi var.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*