Göbeklitepe Kazı Çalışmaları

Göbekli Tepe’nin güneydoğu çukurluğunda bulunan ana kazı alanı; ön planda D yapısı görülmektedir (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto N. Becker).
Göbekli Tepe’nin güneydoğu çukurluğunda bulunan ana kazı alanı; ön planda D yapısı görülmektedir (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto N. Becker).

1994’de yeniden keşfedildiğinde Göbeklitepe hemen hemen el değmemiş durumdaydı. Buraya yürüyerek ya da at sırtında ulaşılabiliyordu.

Ören yeri yöreye yılda ortalama 400 mm yağış düşmesi nedeniyle yağmurla sulamaya uygun bir konumda bulunduğundan ve çevrede ekime elverişli tek yer olduğundan yıllarca tarım arazisi olarak yoğun biçimde kullanılmıştı; bu durum yüzeyden toplanabilen büyük taşlardan da anlaşılmaktaydı. Ancak ören yerine taşıtla ulaşım yapılamadığından derin pulluk izlerine rastlanmamaktaydı.

Arazide kazı öncesinde yapılan sistemli yüzey toplamalarında aralarında heykellerin de yer aldığı (Beile-Bohn et al. 1998: 45-47) çok sayıda yüzey buluntusu ele geçmiştir. Söz konusu buluntular burada araştırmaların yanı sıra sürekli korunmayı da gerektiren önemli bir Erken Neolitik merkezinin varlığına işaret edecek nitelikteydi.

Klaus Schmidt Önderliğinde Araştırmalar

Göbeklitepe’deki araştırmalar Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi’nin işbirliğiyle 1995 yılında Şanlıurfa Müzesi adına Adnan Mısır’ın ve dönemin Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi müdürü olan Harald Hauptmann’ın yönetimlerinde, Klaus Schmidt tarafından başlatılmıştır.

İlk açma 1995 yılında, profilinde terazzo taban görülen bir kaçak kazı çukurunun bulunduğu güneydoğu yamacın alt kesiminde açılmıştır (aşağıdaki bölüm için bkz. Beile-Bohn et al. 1998: 50- 54). Bu ilk açmada ancak sonraları açıklanabilen bir özel durum gözler önüne serilmiştir: Buluntu yeri diğer höyüklerden alışıldığı üzere topraktan oluşmamaktadır.

Göbeklitepe’deki tabakalanma genelde toprağın az miktarda karıştığı yumruk büyüklüğündeki kireç taşlarından, kemik ve çakmak taşından oluşmaktadır. Bunun yanı sıra, sonradan oluşan buluntu yeri stratigrafisinde Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem B’ye tarihlenen (PPNB) ve daha geç bir dönemi yansıtan II. tabakaya ait dikdörtgen yapıların bazı bölümleri gün ışığına çıkarılmıştır.

Söz konusu buluntular Göbeklitepe’de Nevali Çori’den bilinen dikmeli mimarinin bir benzeri olan küçük ve T biçimli dikmelerden geriye kalan alt kısımları kapsayan mimari malzemeye rastlandığını kesin biçimde onaylayacak nitelikteydi.

Pulluğa Takılarak Ortaya Çıkan Tarih

Çalışmalar 1996’da buluntu yerinin tam bu kesiminde sürdürülmemiştir (aşağıdaki kısım Schmidt 2000a: 18’den alınmıştır). Daha ilk kazı kampanyasında tarla sahiplerinden biri güney çukurlukta pulluğuna takılan iki büyük T biçimli dikmeye ait baş kısımlarını ortaya çıkarmıştı.

Arazi sahibi iki dikmeden birisinin başını da kırmış bulunmaktaydı. Kazı ekibi tarla sahibinin burada pulluk sürmesine engel olabilmiş ve izleyen yılda aynı yerde dikmelerin çevresinde iki açma açmıştır.

İlerleyen çalışmalarda bu dikmelerin kazılan ilk anıtsal yapının (A yapısı) merkezi dikmeleri olduğu anlaşılmıştır. Başlangıçta bilimsel merak yönlendirmiş olsa da, böylece Göbekli Tepe’deki araştırmalar buluntu yerinin korunmasını da kapsayacak biçimde sürdürülegelmiştir.

Koruma altına giren söz konusu arkeolojik alan en sonunda kamulaştırılana dek tarla sahibine kira ödenmiş ve burada ekim yapılması önlenmiştir. İzleyen yıllarda çalışma yapılan her kazı mevsiminde erken avcı-toplayıcı kültürlerin karmaşıklığı ve başarma güçleri konusunda edindiğimiz izlenimi temelden değiştiren bulgu ve buluntular açığa çıkarılmıştır.

Göbeklitepe’de Üç Tabaka

Kazılar ilerledikçe buluntu yerinde üç tabakanın ayırdedildiği görülmüştür. En eski tabaka olan III. tabakada (M.Ö. 10. bin, Çanak Çömleksiz Neolitik A (PPNA); buluntu yerinin tarihlendirilmesiyle ilgi bkz. Dietrich et al. 2013) daireler halinde yerleştirilmiş yekpare ve tonlarca ağırlıkta olan T biçimli dikmeler ön plana çıkmaktadır.

Göbekli Tepe’nin güneydoğu çukurluğunda bulunan ana kazı alanı; ön planda D yapısı görülmektedir (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto N. Becker).
Göbekli Tepe’nin güneydoğu çukurluğunda bulunan ana kazı alanı; ön planda D yapısı görülmektedir (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto N. Becker).

Dikmeler taştan duvarlarla dairesel biçimde çevrelenmiş ve bağlanmıştır; duvarların iç kısmına da sekiler yerleştirilmiş ve sekilerin duvarlarla bağlantısı sağlanmıştır. Genel bir uygulama olarak çok büyük ve uzunlukları 5 m’ye varan iki T biçimli dikme yapının tam merkezinde yer alır. Yapıların iç çapı 10-30 m kadardır.

1 no.lu dikme; A yapısının merkezi dikmelerinden olan bu dikme geniş yüzeyinde yılanlardan örülen bir ağ ile bezenmiştir. Bu ağın altında bir koç betimlenmiştir (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto C. Gerber).
1 no.lu dikme; A yapısının merkezi dikmelerinden olan bu dikme geniş yüzeyinde yılanlardan örülen bir ağ ile bezenmiştir. Bu ağın altında bir koç betimlenmiştir (Alman Arkeoloji Enstitüsü / DAI, Foto C. Gerber).

Dikmelerin T biçimi stilize edilmiş olarak insan bedeninin yandan görünüşünü canlandırmaktadır. Zaman zaman alçak kabartma olarak betimlenen kollar, eller ve belden sarkıntılı bir kuşak bu yorumda kuşku bırakmamaktadır.

Dikmelerin üstünde sık sık başka kabartmalar da görülmektedir. Bu kabartmalarda genelde hayvan betimleri söz konusudur, zaman zaman bazı soyut simgeler de izlenir. Buluntu yelpazesini çok sayıda ele geçen ve hayvanlarla insanları betimleyen heykeller tamamlamaktadır.

Büyük dairesel yapıların yerine belirgin biçimde küçük olan dikdörtgen yapıların görüldüğü II. tabaka (M.Ö. 9. binyıl, erken ve orta Çanak Çömleksiz Neolitik B (PPNB), III. tabakanın üzerinde yer alır. Bu tabakada dikmelerin boyu küçülmüş ve sayısı da belirgin bir biçimde azalmıştır. Burada yalnızca merkezdeki iki dikme değiştirilmeden korunmuştur; en uzun dikmeler yaklaşık 1,5 m’ye ulaşmaktadır.

I. tabaka ise doğal erozyonla ve özellikle de ören yerinin tarım arazisi olarak kullanılmasıyla oluşan kalın yamaç eteği dolgularından meydana gelmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*