Göbeklitepe İnsanlık Tarihini Değiştiriyor

Göbeklitepe
Göbeklitepe

İnsanlık tarihiyle ilgili bilimsel iddia şuydu: “12 bin yıl önce insanoğlu barınak yapmayı bilmiyordu, hayvanları evcilleştirmemişti, tarıma başlamamıştı.

Doğal olarak da yerleşik hayata geçmemişti. Avcılık yaparak ilkel bir hayat sürüyordu.”

İşte Göbeklitepe‘nin bulunmasıyla bu iddianın doğru olmadığı anlaşıldı.

Bilim adamlarına göre avcı ve toplayıcı toplulukların Göbeklitepe gibi dini merkezlerde sürekli olarak bir araya gelmelerinin sonucunda yerleşik hayata geçilmiştir.

Kalabalık toplulukların ibadet merkezine yakın olma arzusu ve çevrede bu toplulukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde yeterli kaynak bulunmasından dolayı insanlar tarıma yönelmişlerdir. Yani tarım yerleşik hayatı getirmemiş, iddia edilenin aksine dini mabetlerin etrafında kalma arzusu sonucunda yerleşik hayat, tarımı getirmiştir.

12 Bin Yıl Önce Soyut Zeka ve Estetik Zevk

Yerleşik hayata geçmeden önce insanların gelişmişlik düzeyinde mühendislik zekasına sahip olduğu, binaları işleyecek bir estetik zevki bulunduğu görülmüştür. Yaptıkları eserleri incelediğimizde o devrin insanlarının soyut zekaya ve gelişmiş estetiğe sahip oldukları dikkat çekmektedir.

En önemlisi de bu devir insanlarının bir inanca sahip olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar çanak çömlek ve hatta barınak yapmadan önce ibadet etmek için devasa tapınak merkezi inşa ettiklerini ve insanın, ibadetin onlar için vazgeçilmez önemde olduğunu ispat etmektedir.

Görülüyor ki inanma ihtiyacı ilk insandan beri fıtratımızda güçlü olarak mevcuttur. Her devirde insan, yaratıcısına ibadet ve teşekkür etmek için tapınaklar yapmıştır.

Göbeklitepe
Göbeklitepe

12 Bin Yıl Önce İlkel veya Arkaik Değildik

Bugün için bile harika yapı olan bu tapınak merkezini 12 bin yıl öncesinde inşa eden insana artık ilkel veya arkaik denilmesi mümkün değildir.

Muhteşem beceri ve birikime sahip, gelişmiş bir topluluk söz konusudur. Toplumsal bir iş bölümü var. Zaten 50 tona varan ağırlık, 7 metre uzunluk, 3 metre genişliğindeki bu taş anıtlara taş ocağında şekil vermek, sonra yerinden almak ve Göbeklitepe’ye getirip dikmek için dev bir organizasyon gerekir. Demek ki işçiler, sanatçılar, yöneticiler ve din temsilcileri vardı… Yani varsayıldığı şekilde ilkçağ insanı avcılıkla uğraşan, zihni melekleri çok gelişmemiş ilkel, yabani, vahşi insan değildir. Bir dünya görüşleri, evren tasavvurları ve inançları vardı. Bilgi birikimine sahiptiler ve sanattan anlıyorlardı.

İşte bütün bu keşiflerin sonucunda, biyolojik gelişimi evrime bağlayan teori bir kere daha iflas etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*